Çevren Sensin

Resim
The Elephants, Salvador Dalí Bir arkadaşın müthiş bir yayınevi projesi vardı. Bir çeşit LinkedIn olacaktı ve tutmamasına açıkça şaşırmıştım. Pek çok sorun sayılabilir; fakat asıl mesele, insanların sana hangi gözle baktığıyla alakalıydı. Facebook’un kurucuları sen ben gibi insanlar değildi. Facebook daha yokken bile, o adamlar zaten yanlarına kolay kolay yaklaşamayacağın tipler olarak algılanıyordu. Dağıtım şirketleri için yapılmış çok güzel bir yazılım vardı. O yazılımda yapay zekânın ilk tohumlarını görmüştüm; gerçekten mükemmel bir işti. Ama sahibi Elon Musk ya da Zuckerberg değildi. Bizim mahallenin çocuğuydu. Ve insanlar “mahallenin çocuğuna” başka türlü bakar. Minecraft’ın yaratıcısı Markus Persson gibi olabilirdik aslında. Ama Markus’un hedef kitlesi tanımadığı insanlardı. Bizim hedef kitlemiz ise hep tanıdıklarımız oldu. İşte fark tam da burada. Sözün özü şu: Seni sen yapan çevrendir. Ne kadar akıllı, kültürlü, zeki, hatta dahi olursan ol; çevren beş para etmezse sen de etmezsi...

Elveda Lucifer



"Asla sahip olamayacağım şeyler uğruna çaba göstermekten yoruldum."
Lucifer Morningstar



Lucifer dizisini yeni bitirdim. Güzel diziydi, hoşuma gitti. Sonu biraz farklıydı. Lucifer, dizinin sonunda kendi arzusunun peşinden gitti. Arzusu, yeraltı dünyasın(cehennem)daki kayıp ruhları kurtarmakmış. Sevdiği eşini ve çocuklarını terkedip gitti. Büyük bir fedakarlık. Anlam veremediğim bir davranış. Ama arzusunun peşinden gitmeseydi hep bir yanının eksik kalacağını biliyordu. Eşi de biliyordu, Lucifer de...

Semavi karakterler İslam literatürüne kesinlikle uymuyor. O zaman bu diziyi neden sevdim? Dizi insanın yaşamış olduğu hayatı hevesler uğruna kolayca feda ettiğini anlatıyor. Evet. İnsanın vermiş olduğu iyilik ve kötülük savaşı dizinin içine güzelce yerleştirilmiş. Kötülüğün zirve yaptığı dünyamızda iyiliğin ne kadar değerli bir şey olduğunu anlatması açısından güzel bir diziydi. Elbette dizi ruhbanlığı anlatmıyor; sadece, yaşamış olduğumuz hayatın basit zevkler için elimizden kayıp gidişini anlatması açısından çok güzeldi.

Dizi, yer yer insanların yapmış olduğu işlerin aksine yapmak isteyip de yapamadığı asıl arzularını gösterip, mutlu olduğu zannedilen hayatların nasıl da bir yalan dünya içinde olduğunu etkileyici bir serüvenle izleyiciye aktarmayı başarıyor.

Dizinin sonunda da olduğu gibi insan, asıl yapmak istediği şeylerin peşinden gitmeli. Fakat cevabını bulamadığımız soru şu: "Bizim gerçek arzumuz ne? Asıl yapmak istediğimiz ne?" Lucifer sorunun cevabını kolayca alıyor ama bizler cevap için bir ömür harcıyoruz. Eğer zamanında bulabilirsek şanslıyız. Ya sen. Senin gerçekte yapmayı arzu ettiğin şey ne?

Önceki Yazım: Suçlu Şeytan!

Yorumlar

  1. Diziyi izleyeceğim, tespitlerin doğrultusunda şunu diyebilirim, hayalleriniz kadar yaşarsınız

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Başarı Yalanı

İyi İnsan Olmak Üzerine Bir Deneme

Sızı