Anne Kartı
Turnikelerden geçerken önümde saçı kırlaşmış adam turnikeye takıldı. Elindeki kartı tekrar okutunca ekranda "anne kartı" yazdığını gördüm. Annelerin otobüste ücretsiz seyahat etmeleri için çıkartılmış kart, anne kartı ve adam. Bir şey demedim, çünkü hayat zor, pahalı. Ama o adam cemiyette 'hak'tan bahsedecek, patronu az maaş verdiği için 'hak'tan bahsedecek, dostlarına 'hak'tan bahsedecek, tanımadıklarına da... Bir annenin kullanması için verilen "anne kartı"nı kullanmayı ise kendisine hak bilecek. Haktan konuşup haksızlık yapmaktan çekinmeyecek.
Belki ilk gün utanacak, ikinci gün çekinecek, sonra bunu, kendisine hak bilecek. Neyi, neleri kendimize hak bilmiyoruz ki! Fakat mazeretimiz var. İşveren bize hak ettiğimiz ücreti vermiyor, müşteri bizi kandırmaya çalışıyor, satıcı fahiş fiyatla satıyor. Ekmek alacak paramız yok, elektrik zamlandı, gıda fiyatları enflasyon gibi şişiyor, akbil yerinde durmuyor, kimse kimsenin derdini dinlemez oldu.
Sesimi çıkarmadım. Adam "anne kartı"nı ikinci kez turnikeye okutup geçti. Sustum. Görevli tam karşımdaydı. Söyleyebilirdim. Benim "anne kartım" yok, ama o adam "anne kartı" ile ücretsiz geçiyor. Ben, sanki vip yolcusu gibi pahalı pahalı öderken o adam ücretsiz vip seyahati yapacak. Söyleyebilirdim. Onu ifşa eder, kartını elinden aldırabilirdim; ama yapmadım... Sustum... Haksızlık karşısında sustum... Belki de haksızlık değil ya da haksızlık olarak görmediğim için susmuşumdur. Çünkü hayat pahalı. İnsanlar artık yaşayabilmeleri için ekstra yollara girmeli. Anne kartı gibi, ucuz malı yüksekten satmak gibi, işyerinde keyfekeder çalışmak gibi.
Zaten herkes çalmıyor mu? İşyeri az maaş verip çok iş isteyerek, müşteri indirimli alarak, satıcı eksik mal satarak, belediye hizmet değil işletmeci olarak, hükümet zam yaparak, adam "anne kartı" kullanarak, zaten çalmıyor muyuz? Tabiki çalmıyoruz. Tüm bunlar hakkımız... Hakkımız olanı alıyoruz, bize vermekten kıskandıkları hakkımızı alıyoruz.
Ben, bunun için sustum. Bunun için ses çıkarmadım, bunun için gözümü kısıp ağzımı ellerimle örttüm. Ben sustum. Hepimiz susuyoruz. Hiçbirimiz konuşmuyor, tüm bu olanları kaderimiz olarak görüyoruz, bazılarımız bir adım önümüze geçip tüm bunların dış mihrakların işi olduğunu söyleyip çalmamıza ses çıkartmıyorlar. Onlar susuyor ve ben susuyorum... Onlar çalıyor ve ben çalıyorum... Onlar haksızlık yapıyor ve ben de haksızlık yapıyorum. Sus..
Yazı, susmalarımızla yüzleşmemiş gerektiğini hayatın içinden bir hikâyecik ile ne güzel anlatıyor. “Ya doğru konuş ya da sus” denir ama anlaşılıyor ki bazı susmalarımızda da yalanlarımız gizli olabilir..
YanıtlaSil