Sanat Düşmanı
Sanatçıları sevmezsiniz ama sanatçılar toplumlara yön verirler hatta uygarlıkları değiştirip tarihe iz bırakırlar. Sanatçı dediğin insan birer yıldızdır, birer umut, karanlıkta seni aydınlatan ateştir. Sanatçı olmadan ne fen olur ne de insan olur. Ahmet Kaya gençliğimde çok dinleyip sevdiğim bir sanatçıydı. Kendisi ne kadar sol görüşte olsa da bana lisan olmuştur, bana nefer olmuştur. Eğer toplumlar sanatçı yetiştiremiyorsa vay onların haline, vay ki ne vay! O toplum bitmiştir, o toplum yok olmayı hak etmiştir. Müslüman kimliğimiz ağır bastığı için Ahmet Kaya'ya hak ettiği değeri gösteremedim, göstermek istemedim; çünkü o sol görüşte bir insan, ben ise bunu kabul edemiyordum.
Sesimizi duymuş olmalılar ki alternatif olarak müslümanlar da Ahmet Kaya'nın tarzına eşdeğerde sanatçılar çıkarttı. Onlardan en başarılı olanı Fatih Kısaparmak'tı. Sesi güzeldi, tarzı fevkaladeydi. Ama Ahmet Kaya bir tık önde gidiyordu, belki de iki, üç, beş tık öndeydi; çünkü bizler, müslüman olarak bizler sanata, sanatçıya gereken değeri vermedik, vermiyoruz. Bizlere sanatçı değil savaşçı gerekliydi. Bizlere fikri mayalayan değil bize emri alacak insanlar lazımdı. Bize düşünecek değil itaat edecek lazımdı. Bizlere resim yapacak, film çekecek, inşa edecek, müzik yapacak sanatçılar değil, bizlere önden gidecek piyonlara ihtiyaç vardı.
Az söylüyorum, az bağırıyorum. Sesimi yükselttiğimi zannetmeyin. Bizler bilmiyoruz toplumu ayağa kaldırmak için sanatçıların şart olduğunu, bilmiyoruz ve bilmediğimizi de bilmiyoruz. 15., 16. yy.’larda mimarların yaptıkları eserler halka kurtuluş oldular. O eserler ihtişamıyla ayakta durdukça halkın ayağa kalkmasına önder oldular. İşte, asıl isimleri tarihe yazılacak olanlar onlar; işte, asıl isimleri unutulmayacak olanlar onlar. Çünkü halk kurtuluşu sanatçının sözlerinde, sanatçının eserlerinde bulur. Çünkü halk o zaman anlar ve o zaman ayağa kalkar. İşte o zaman sanatçının uzatmış olduğu zeytin dalını alıp kitleler halinde yürürler. Sakın, sakın bir sanatçıyı hafife almayın.
Görmüyor musunuz, sanatçı yetiştirebiliyor muyuz? Görmüyor musunuz sanatın olmadığını, görmüyor musunuz? Sanat olmazsa sen olabilir misin? Sen kendini anlatabilir misin? Sen aşkını bile itiraf etmekten uzak olan sen, bir sanatçı olmadan duygularını nasıl ifade edeceksin? Ölüm döşeğinde olan bir insana nasıl huzur verebilirsin ya da iyileşmeyi bekleyen bir hastaya nasıl merhem olabilirsin? Toplumları birlik içerisinde nasıl tutacaksın? Beraberliğin, dostluğun ne olduğunu nasıl anlatabilirsin? Omuz omuza savaşmaya sıra gelince bunu nasıl isteyeceksin? Hayır, hayır, yapamazsın! Eğer senin sanatçıların yoksa bunları yapamazsın, hiçbirini yapamazsın.
Çocuğunuzun sanata meyli varsa bırakın meyletsin. Herkesin mühendis olmasına gerek yok, herkesin doktor olmasına gerek yok. Bunların olduğu yerde sanatçı yoksa boştur. Boş. Bomboş. Ne mühendisin çizmiş olduğu çizgilerde hayat vardır ne mimarın dikmiş olduğu binada. Peygamber efendimiz diyor “Oku diyor, oku. Senin okuman çok güzel, senin sesin çok güzel. Senden Kur’an-ı dinlemek hoşuma gidiyor” diyor. Bilal’e (r.a.) de diyor, “Kalk, ezanı sen oku” diyor.
Bizler Batı’yı, insanlıktan uzak diye eleştiren bizler, aslında insanlıktan uzak olan bizlerin olduğunu bilmiyoruz. Bana masal anlatma diyerek, bana edebiyat yapma diyerek sanata vermiş olduğumuz değeri gösteriyoruz. Değersizliği mi demeliydim? Hangisini örnek göstereyim şaşırdım. Yeşilçamın bahtsızlığını mı, edebiyatçılarımızın yoksulluğunu mu, yoksa mimarlarımızın yokluğunu mu? Hangisini, hangi birine değer veriyoruz. Sanata olan yoksunluğumuzun farkında olup bu milletin sanatı diye başka başka sanatlar getiren sanat bilmez insanları mı örnek göstermeliyim? Bizler sanatçı değil, içi boşaltılmış bir insan, bir toplum, bir millet istiyoruz. Bizim asıl derdimiz ruhsuz millet yetiştirmek. Yoksa itiraz mı ediyorsun? İtiraz edebiliyorsan henüz yok olmadın demektir. İtiraz ediyorsan, ben, ayağa kalkıyor ve senden özür diliyorum. İtiraz ediyorsan sen varsın demektir, hâlâ umut vardır demektir, hâlâ sanatçı, sanatçılar var demektir. Ne mutlu sana!

Kadın sesine günah, heykele put, resme haram denilen bir toplumda sanat nasıl var olabilir?
YanıtlaSil