Ben Kimim?



Escher's majestic illusions

Hiç mi uzun süreli mutlu olamayacağım. Hep melodram melodram. Şöyle ağız tadıyla kazandığım zaferin coşkusunu yaşayamadım. Hemen içime, kalbimin tam üstüne konan bir taş; sanırsın tüm böğrümü kaplayan bir huzursuzluk, bir umutsuzluk. Sevgi bana yabancı, sevilmek bana uzak; bana düşen yalnızca sevmek kalıyor.

Bir şey elde ediyorsun. Bir şey işte! Ne önemi var ne elde ettiğinin. Önemli olan sana verdiği huzur değil midir? Ya da o an için ihtiyacın olan duyguyu alman değil midir? Evet, o an kazandığın o şey sana tüm bedenine güzel bir his olarak yayılıyor. Neredeyse tüm hücrelerin coşkunluğa erişiyor. O kadar… Sadece o kadar… Sonra bir şey oluyor. Tarif edemediğin bir şey. Senin bu büyünü bozuyor. Vecd halini kaybediyorsun. Hiçbir mutluluğun uzun olmadığını biliyorum, ama bir söyleyin; bu kadar kısa mı sürmeli? Birkaç gün değil, hiç olmazsa birkaç saat daha bu esriklik hâlinde kalamaz mıydım? 

Yabancı değil, tanıdık. Yabancılar sana müdahale etmez. Seni engelleyenler en çok yakınındakilerdir. Yakınlar uzaklaştıkça daha fazla özgürleşirsin. Özgürleştikçe korkun artar. Arttıkça yakınlaşmak istersin. Bir paradoksta bulursun kendini. Ne kendinden ayrı ne de başkasına gayridir hayatın. Bulunduğun yerden çıkmak istersin ama çıkmazsın; gitmek istersin ama gitmezsin. Gelsin istersin ama gelmezler. Sen kendinden çok karşındakini istersin. Hayatından çok hayatı isteyen gibidir senin durumun. 

Bazen arzun ağır basar ve yaparsın kalbindekini; fakat akabinde pişmanlık kol boyu. Çokluk ister; ama aslolan istemektir. Vazgeçiş yaşayınca ya da bana rağmen bana varılmayınca yaptığın fedakarlık altında ezilirsin. Öyle böyle değil. Sanki koca dağ üzerindeymiş gibi yaşarsın. Ve suçluluk duygusu kaplar mutluluğun resmini. Mutluluk silinip gidinceye kadar. Gördüğün tek şey suçluluktur. Ve kendini bilinmeyen yerde, bilinmeyenlerle birlikte görürsün. Fakat, yer de tanıdık çevrendekiler de tanıdık.

Araftasındır. Çoğu zaman arafta kalırsın. Şöyle geriye dönüp baktığında hep arafta kaldığını görürsün. Geleceğe dair kaygıların artar. Geleceğinin geçmişinin inşası doğrultusunda olduğunu bildiğindendir endişen. Eleştirirsin kendini. İtiraz edersin. Mücadele verirsin. Başkalarıyla. Başkaları yokken. Yalnız, bir başına. Mahcur olursun. Bunu istersin; çünkü biliyorsun ayrılık ile felaha ulaşılabileceğini. Bırakacaksın sana prangalar ile bağlanan her şeyi. Bırakacaksın ki araftan çıkabilesin. Yükseldikçe güneşi göreceksin. Yükseldikçe aydınlık seni çepeçevre ışıtacak. Işığı seni ısıtacak. Önce tenini. Ve ardından kalbine ulaşacak sıcaklığı. Huzura ereceksin. Mutluluk buymuş diyeceksin. Hayatın gerçek anlamını bulduğunu zannedeceksin. Meşk sen olacaksın. Meşk alacaksın. Meşk vereceksin. 

Sevgiyi bulduğunu, huzura erdiğini, anlamı keşfettiğini artık ismine ne dersen de, sonunda kazandığını bileceksin. Bileceksin. Tekrar düştüğünde. Düştüğün zaman canın yandığında anlayacaksın. Aslında hiçbir şey bilmediğini. Bildim zannettiğinin sadece fecr-i kazib olduğunu. Başladığın yere geri döndüğünde. Her düşüşte kalkmak için biraz daha uzun süre bekleyeceksin ve yine deneyeceksin, yine yükselecek ve yine düşeceksin. Yine başını ellerine alıp bekleyeceksin. Yine kalkacak ve yine düşeceksin. Bunun bir paradoks olduğunu anlamayacaksın. Anlarsan kalkmazsın... Bilirsen durursun...

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Başarı Yalanı

Hangi Âlem

İyi İnsan Olmak Üzerine Bir Deneme