İşe Gidiyorum

Camdan içeri süzülerek odayı aydınlatan güneş yüzümde, omuzlarımda ve ayaklarımda gezinerek sıcaklığıyla beni uyandırdı. Yataktan hızlıca kalkarak lavaboya gittim. Yüzümü su ile iyice ıslattıktan sonra sakallarımı kesmek için küçük bir kapa sıcak su doldurdum… Köpükle yüzümü iyice ovuşturuyorum. 3 bıçaklı jilet ile kılları alıyorum. Bıyıklar kalıyor. Yüzümü su ile tekrar temizliyorum. Güzel… Aynada kendime bakıyorum ve gülümsüyorum. Dişlerim sarı. Diş fırçası ile dişlerimi temizliyor, ağzımı çalkalıyor ve kolonya ile yüzümü ıslatıyorum. Giyinmek için yatak odasına geçtim. Yerdeki kot pantolonu ve dolaptan yeni bir tişört alıp giyiyorum. Yatağa bakıyorum. Benim bıraktığım yere güneş yerleşti. Diğer tarafta eşim uyumakta. Örtü vücudunu boynuna kadar kapattı; saçları ise yüzünü gizledi. Güneşin geldiğinden habersiz tatlılıkla uyumakta. Saatime bakıyorum, 7:00. Parfümden boynuma fıs fıs yaptıktan sonra kapıya yöneldim.


Sıcak bir esinti var. Apartman altlarını tutan konfeksiyon dükkânları henüz açık değil, sadece bakkal açık. Pencerelerin çoğu kapalı. Sokakta birkaç kişi ile birlikte farklı noktalara yürüyoruz. Durağa yaklaşıyorum. Arkamdan hızlı adımlarla yürüyen biri yanımdan geçerek önümde kayboluyor. Az ilerideki dükkânın önünü kendine mesken edinen bir köpek ayaklarını uzatmış uyumakta. Sokağın sonundan sola dönünce durakta bekleyen 3 kişi görüyorum. Adımlarımı hızlandırıp durakta yerimi alıyorum. Bir süre sonra 2 kişi daha geliyor. Bekliyorum. Bekliyoruz. Cep telefonumu elime alıp açıyorum. Otobüsün geliş saatlerine bakmak için telefon uygulamasını açarken otobüsün köşeden dönerek durağa yaklaştığını görüyorum.

Otobüs boş, 10 kişi kadarız. Arkalarda boş koltuklardan birine oturuyorum. Yanıma, cam tarafına genç bir bayan oturdu. Otobüs duraklarda durdukça yolcu sayısı artıyor. Diğer yanımda ayakta duran delikanlının kulağından şarkı sesi geliyor. Gözlerini hafif kapatmış dinlediği şarkının sözlerine dudaklarıyla eşlik etmekte. Ayaktaki yolcular birbirlerine iyice yanaştı. Karşı koltukta oturan genç bayanın uzun saçları göğüs dekoltesini örtüyor. Mini eteğinin bitiminde dizlerin üzerinde kırmızı renkli çantası var. Çantası biraz kabarık. Bacakları bitişik ve sağa doğru hafif eğmiş. Elinde cep telefonu ile hızlıca bir şeyler yazıyor, sonra duruyor. Tekrar yazıyor ve ara ara gülümsediğini görüyorum. Yanında oturan kot pantolonu üzerine siyah gömlek giyen, kirli sakallı, saçların üzerinde siyah gözlük olan erkek göz ucuyla telefona bakmakta; bazen gözlerini camdan dışarı çıkartmakta. Yanımdaki bayanın kulağında kulaklık, o da şarkı dinliyor olmalı ama ben duyamıyorum. Kendisi dinliyor. Kot pantolonu giymiş, dizleri yırtık. Siyah renkli çantası kucağında. Arada bir elini çantasının içine sokarak telefonundaki müzikleri değiştiriyor. Üzerinde beyaz gri renklerden oluşan dar bir gömlek var. Ayaktaki yolcuların birçoğu erkek. Bayanlar aralarda serpiştirilmiş gibi duruyor, nahoş ama absürt değil.

Yavaş ilerliyoruz, bazen hızlanıyor ama çokluk yavaş. Alnımdan, boynumdan terler akmaya başlıyor. Başımın üstündeki havalandırmaya elimi uzatıyorum, hava gelmiyor. Otobüsün küçük camları açılıyor. İçeriye temiz hava doluyor. 5 dakika. Sadece 5 dakika rahatlıyoruz, sonrasında tekrar terleme başlıyor. Duraklarda durdukça inen yolcularda artış oluyor; fakat otobüse binenlerden çok değil. Yolcular birbirlerine daha da yanaşıyorlar, dışarıda kimse kalmasın, kavanoza sıkıştırılan peynir gibi herkes içeri alınıyor. Nefesler birbirine karışıyor. Temiz hava girsin diye açılan camların önüne otobüsün nefesi set oluyor. Karşımdaki kıza bakıyorum parmakların tıklaması devam ediyor, yanındakinin onu gözetlemesi devam ediyor. Ayakta müzik dinleyenin kulaklığından gürültülü müzik gelmeye devam ediyor. Yanımdaki kızın sessizliği devam ediyor. Boynumdan akan terler göğsüme iniyor, giydiğim tişörtü ıslatıyor. Kapının açılması içeriye deniz dalgası gibi havanın girmesiyle rahatlama hissi veriyor. Kendimi dalgayı yararak dışarı bırakıyorum.

Beklemiyorum. Otobüsün arkasından diğer taşıtların arasından geçerek karşı yola ulaşıyorum. Ara bir yol, sadece yayalara ayrılmış; fakat bazen taksilerin geçtiği de oluyor. Dükkânlar tek tek açılıyor, belli bir sakinlik içindeler. Yoldaki hareketlilik dükkânlara ulaşmadı. Herkes belli bir istikamete doğru yürüyor. Ben de kalabalık içinde kendimi bıraktım. Birçok dükkân cep telefonu satışı yapıyor. Elimi burnuma yaklaştırıyorum. Yaklaştıkça keskin bir koku kendini gösteriyor. Evcil hayvan satışı yapan dükkân var. Köpeklerin havlaması buradan duyulabiliyor. Vitrine yerleştirilen köpekler küçük alanlarında hareket halindeler. Adımlarımı hızlandırıp kokudan uzaklaşıyorum. Önümde genç bir bayan, bej renkli kısa topuklu ayakkabısı ile yürüyor. Bacakları düz, ince, yukarı doğru kalınlaşıyor. Kısa bir şort giymiş, kahverengi. Beli, göbek hizasında birden inceliyor. Sarı, kahverengi, bej renklerin hâkim olduğu kolsuz ince bir bluz giyiyor. Saçları kıvırcık, omuzlarına kadar geliyor. Esmer bir tene sahip. Yanından geçerken parfümün kokusunu alıyorum. Çekiciliğiyle birlikte kokuyu ardımda bırakıyorum. Yol bitmek üzere, yol ayrımına geldik. Kalabalık küçük gruplara ayrılıyor, bende bir grup arasına karışarak durağa doğru ilerliyorum. Durakta bekleyenlere karışıyoruz. Saat 7:50. Bekliyoruz.

Otobüs kalabalık. Yolcuların arasından, vücutlarımız birbirine değerek orta kısma kadar ilerleyebiliyorum. Otobüs hareket ediyor, elimle tutabileceğim bir yer arıyorum. Liseli bir grup kendi aralarında kahkaha eşliğinde sohbet ediyorlar. Canlılıkları diğer yolculara rahatsızlık veriyor. Orta yaşın üzerinde ayakta duran kadın oturan yolcuya tepeden bakıyor, ben yanındayım. Önümde genç bir erkek telefonunda twitter mesajlarına bakıyor. Bir şeyler yazıyor, okuyamıyorum. Liselilerin gülüşmeleri otobüsü çınlatıyor. Klima çalışıyor, camlar açık. Biraz daha ilerleyebilmek için kendime yol açıyorum. Arka kapıya yaklaştım. Koltukların tutamaçlarından destek alıyorum. Orta yaşın üzerinde bir bayan oturuyor. Yanında yine orta yaşın üzerinde bir erkek. Bayan dizlerine kadar ulaşmayan bol bir etek giymiş, düz bir renk, krem. Kenarlarında farklı tonlarda dik çizgiler var. Çantası küçük, beyaz üzerinde krem renkli çeşitli desenler var. Yanındaki kumaş pantolonu üzerinde lacivert çizgili gömlek giymiş. Elinde telefon, akıllı telefon denilenlerden değil. Gözleri bazen krem renkli eteğe bazen de otobüstekilere bakıyor, bir şey arar gibi. Karşılarında iki genç erkek. Birinin elinde kitap, gözleri ile sayfaları tarıyor. Diğeri camdan bakıyor, arada bir saatine. Taşıtlar yavaş ilerliyor. Kaldırımlarda yürüyen pek çok insan, hepsi bir koşuşturma içinde, bir şeylere yetişme telaşındalar. Otobüs hızlandı; fakat aniden fren yapıyor, yolcular birbirine tutunarak dengelerini sağlayabiliyor. Toparlanıyorum. Liseli gençlerde gülüşmeler artıyor, bazı yolculardan homurtular duyuluyor. Ayaktaki bir bayan yüzünü ekşitiyor. Otobüs tekrar hareket ediyor. Yolcular eski pozisyonlarına tekrar dönüyor. Liseli grup susuyor. Hava yüzüme çarpıyor. Yolcu sayısı azalıyor. Arka kapıya yaklaşıyorum. Otobüsteki ekrana bakıyorum, durak isimlerini ve otobüsün bulunduğu noktayı gösteriyor. Arada reklamları izliyorum. Sessiz.

Otobüsten inince sıcak bir esinti boynumdan göğsüme iniyor. Yürüyorum. Köşedeki simitçiye yaklaşıyorum, 2 kişi simit bekliyor. Ben varmadan bir kişi daha simitçiye varıyor. Simit ve krem peynir alıyorum, herkes gibi. Köşeden sokağa saptım. Güneş sokağı aydınlatıyor, bazı yerlerde bina gölgeleri var. Başka bir sokağa sapıyorum. Saate bakıyorum, 8:21. İş yerine varmak üzereyim. Bir araba yanımdan geçti, karşı kaldırımda iki kişi yan yana yürüyor. Az ilerdeki iş hanına girdiler. Sokakta gölge yok, sadece güneş var. Güneşle yürüyüşümü tamamlamak üzereyim, büyük camlı kapıya geldim. İçeriye doğru adımımı attım. Elimde poşet, içinde simit ve krem peynir. Saate bakıyorum, 8:27.

Yorumlar