Kayıtlar

Çevren Sensin

Resim
The Elephants, Salvador Dalí Bir arkadaşın müthiş bir yayınevi projesi vardı. Bir çeşit LinkedIn olacaktı ve tutmamasına açıkça şaşırmıştım. Pek çok sorun sayılabilir; fakat asıl mesele, insanların sana hangi gözle baktığıyla alakalıydı. Facebook’un kurucuları sen ben gibi insanlar değildi. Facebook daha yokken bile, o adamlar zaten yanlarına kolay kolay yaklaşamayacağın tipler olarak algılanıyordu. Dağıtım şirketleri için yapılmış çok güzel bir yazılım vardı. O yazılımda yapay zekânın ilk tohumlarını görmüştüm; gerçekten mükemmel bir işti. Ama sahibi Elon Musk ya da Zuckerberg değildi. Bizim mahallenin çocuğuydu. Ve insanlar “mahallenin çocuğuna” başka türlü bakar. Minecraft’ın yaratıcısı Markus Persson gibi olabilirdik aslında. Ama Markus’un hedef kitlesi tanımadığı insanlardı. Bizim hedef kitlemiz ise hep tanıdıklarımız oldu. İşte fark tam da burada. Sözün özü şu: Seni sen yapan çevrendir. Ne kadar akıllı, kültürlü, zeki, hatta dahi olursan ol; çevren beş para etmezse sen de etmezsi...

Hangi Âlem

Resim
Arkadaşlarla, yeni nesil sohbet aracı WhatsApp üzerinden sohbet ediyoruz. Konu, üniversite terkin girişimciliğe olan katkısı. Muhabbet bazen gırgır bazen ciddi kısa yazılarla ilerliyor. Bir arkadaşımızın üniversite terk olmasına rağmen iş hayatında istediği sıçramayı gerçekleştiremediği yazıldı. Bazılarımız şans dedi, kimilerimiz imkan dedi. Ben ise eğitimin önemini vurguladım. Gündüzün kaybolduğu, ayın ise karanlıkta yükseldiği gecede mesajlar azaldı. Bir süre sonra telefon sessizliğe gömüldü. İçimdeki kurtun sesini o zaman duydum. Tüm bu sohbetin bana gösterdiği şeyi gördüm. Her insanın ayrı bir âlem olduğunu, kimsenin kimseyle aynı olmadığı aklıma düşüverdi. Düşündükçe doğru olduğuna inandım. İnsanlar birlikte yaşama ihtiyacı hissediyor. Birbirleriyle iletişim kurmak istiyor. Çünkü kendi dünyalarını tanıtmaya, göstermeye muhtaçlar. Kimbilir, belki kibrinden dolayı, belki yalnızlıktan kurtulmak için, belki de yardıma muhtaç olduğu için... Sebep ne olursa olsun iletişim hâli benzerlik...

Boş Bir Teneke

Resim
Yaşıyorsun. Nefesin dünyada iz bırakıyor; ve başkaların izleriyle hayat alıyorsun. Görüntüleri etrafında. Görüyorsun. Hissediyorsun. Bir oluyorsun. Ve o kadar uzaksın. Bir nefes alacak kadar yakın, bir ömür kadar uzak. Sıcaklığı bedeninde. Teni gözlerin altında. Sesi dudaklarında. Her şeyin sahibisin. Güçün esirisin. Kudretin dağları aşmış. Ufkun yıldızların ötesine taşmış. Yeryüzü sana dar geliyor. Diğerleri geride kaldı. Böbürlenmek değil, kibir hiç. Sen bambaşkasın. Kıyas olmaz. Ulusun. Sarayın uçu bulutlardaydı, ama mahzenin cehennemde olduğunu anlamadın. Sen gökyüzünde yüzerken bıraktıkların yeraltındaydı. Sesleri yeri sarstı. Artçıları görmedin. Toprağı biriktirmedin. Tek duyduğun, bir tek baktığın, sadece okuduğun umutlarındı. Hayalindi. Rüyandı. İçi boş bir tenekeydi. Başlangıçta da boştu şimdi de boş. Sesi melodi gibi gelmişti. Gürültüsü kahkahaydı. Sessizliği huzurdu. Ama içi boştu. Boş... Feza kayboldu. Gökyüzü uzaklaştı. Dünya yükseldi. İhtişamın küçük kaldı. Teneke aynı ka...

Sessiz Kalabalıklar ve Unutulan Çobanlar

Resim
“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.” Hadisi Şerif Yazdığım bir yazıda Peygamber efendimizin (sav) bu güzel sözünü paylaşmıştım. Fakat arkadaşım bana yazımla örtüşmediğini söyledi. Neden, diye çok düşündüm. Yazı genel olarak modern köleliğin işleyişinden bahsediyordu ve bu sözün çok güzel uyduğunu düşünmüştüm. Modern dünyada çobanlara ihtiyaç yok; sistem insanları salt sürüden müteşekkildir - sadece tüketen, kabul eden, sorumluluk almayan kitle. Peygamber efendimiz ise tam tersine işaret ediyor; her birimize düşen görevi hatırlatıp bizi kendi alanımızdaki liderlikle yüzleştiriyor. Çağımızın istemediği bir profil: Sürü aynı zamanda liderdir. Şartsız şurtsuz itaatkar bir topluma itirazdır bu söz. Çoban kimliğiyle adil yönetim istemekle birlikte sürü kimliğiyle çobana karşılıklı sözleşme imzalatıyor. Günümüzde bu ilişki tek taraflıyken Peygamber efendimiz bu sözüyle bizleri pasif değil aktif bir kişiliğe yükseltiyor. Başka bir deyişle pasif bir bağlılıktan değil, ...

Başarı Yalanı

Resim
Metropolis 1916-1917 / Ressam George Grosz Modern Dünyada Fırsat, Ayrıcalık ve Kimlik Şehirde yaşam kırsal kesime göre çok zor. Burada büyük bir mücadele var. Kelimenin tam anlamıyla savaş halindesin. Köylü yaşamı hafife aldığım anlamı taşımasın. Köyde bile insanlar bir kargaşa halinde. Bir şeyler yapma telaşında; fakat şehirlerde bu hareketlilik çok çok fazla. Kavga ettiklerin, yarıştığın kişiler sayıca çoklar. Üstün olmak, öndekini geçebilmek için başarılı olmak zorundasın. Şu ya da bu sebeple atik olmalı, uyanık kalmalısın. Bir tedirginlik hâli içerisindesin. Tek gözün açık uyumalı, her zaman hazır kıta beklemelisin. Köy hayatında yaşam zorsa şehirde yaşam çok daha güçtür. Elindekiyle kıt kanat geçinemezsin. Komşun senden daha iyi kazanırken bunu yapamazsın. Üstelik, rakipler sosyal medya ile o kadar çoğaldı ki hangisiyle yarışacağını şaşırıyorsun. Lüks yaşamlar seni hırslandırıyor. Başkalarının gösterişli hayatları seni imrendiriyor. Çok çalışmalı, daha fazla kazanmalı ve bazıların...

Bir Nefes Kadar

Resim
Üşüyorum. Üzerimdeki kaban beni ısıtmıyor. Taktığım eldivenler, botlar ne işe yarar? Soğuk sadece yüzümde değil ciğerlerimde. Yüzüm üşüyor, kalbim tir tir titriyor. Ellerim donmuş, ayaklarım yok. Nefesimin havada bıraktığı izleri görüyorum. Soğuktan kapanan evlere, donuk çatılara bakıyorum. Buz kesen gökyüzünü izliyorum. Gözlerim donmuş olmalı ki oturmuş olduğum yerden kalkıyorum. Geriniyorum. Dik duruyorum. Dimdik. Ellerimi yumruk yapıyorum. Yere daha sağlam basıyorum. Bacaklarım sütun olmuş gibi. Seslenmek istiyorum. Herhangi bir şey. Söz olmasına gerek yok, bir ses olması yeter. Ama olmuyor. Derin bir sessizlik var. Elbette ağzımı açıyorum, boğazımdan hırıltı dahi çıkması için gayret gösteriyorum. Fakat olmuyor. Dilim kırılıyor. Hiddetle koşmaya başladım. Koştukça hızımı artırdım. Yanımdan insanlar geçti. Binalar benden uzaklaştı. Kuşlar geride kaldı. Yol bitti. Ben devam ettim. Koştum. Ağaçlar devrildi. Taşlar ezildi. Toprak üzerinde uçtum. Nehire daldım çıktım. Tepelerden zıpladım...

Bozuk Paralar Kadar Düşünmek

Resim
İnsan, içindeki sessiz rüzgârların estiği yere doğru yürür; kalbinin fısıltıları ne tarafa eserse adımları da oraya düşer. Düşleriniz küçülürse, dünyanız da küçülür; çünkü insanın gerçek sınırı, hayal gücünün cesaret edebildiği kadardır. Denemeyi okumak için:  https://www.sonhaberler.com/hayal-ettiginiz-kadarsiniz-makale-911310 Yazdığım deneme üzerine whatsapp üzerinden eleştiriler aldım. Aşağıdaki yazı, benim paylaştığım örnek metin esas alınarak ChatGPT tarafından yeniden kaleme alınmıştır. *** Aslında senin söylediklerini okuyunca şunu düşündüm: Biz aynı şeyi konuşuyoruz ama farklı yerlerinden tutuyoruz sanki. Sen hayalin tehlikeli tarafını gösteriyorsun; ben ise hayalin hiç doğmadan ölmüş hâline bakıyorum. Koçer fıkrası çok manidar. Bir insan daha elindekini korumayı beceremezken, elbette kurduğu hayal onu bir yere götürmez. O ayrı. Ama benim derdim başka bir şeydi: Biz çoğu zaman o hayale daha başlangıç çizgisinde tahammül edemiyoruz. Hayalin kendisi değil, onun olasılığı bile...