Çevren Sensin

Resim
The Elephants, Salvador Dalí Bir arkadaşın müthiş bir yayınevi projesi vardı. Bir çeşit LinkedIn olacaktı ve tutmamasına açıkça şaşırmıştım. Pek çok sorun sayılabilir; fakat asıl mesele, insanların sana hangi gözle baktığıyla alakalıydı. Facebook’un kurucuları sen ben gibi insanlar değildi. Facebook daha yokken bile, o adamlar zaten yanlarına kolay kolay yaklaşamayacağın tipler olarak algılanıyordu. Dağıtım şirketleri için yapılmış çok güzel bir yazılım vardı. O yazılımda yapay zekânın ilk tohumlarını görmüştüm; gerçekten mükemmel bir işti. Ama sahibi Elon Musk ya da Zuckerberg değildi. Bizim mahallenin çocuğuydu. Ve insanlar “mahallenin çocuğuna” başka türlü bakar. Minecraft’ın yaratıcısı Markus Persson gibi olabilirdik aslında. Ama Markus’un hedef kitlesi tanımadığı insanlardı. Bizim hedef kitlemiz ise hep tanıdıklarımız oldu. İşte fark tam da burada. Sözün özü şu: Seni sen yapan çevrendir. Ne kadar akıllı, kültürlü, zeki, hatta dahi olursan ol; çevren beş para etmezse sen de etmezsi...

The OA

 

The OA, Netflix



The OA dizisinin 2. sezonunu izledim. İlk sezonu çok güzeldi. Muhteşem bir psikolojik gerilim türünde bir diziydi. 2. sezonda işi biraz bilim kurguya döktüler. Benim için sorun yoktu. Bilim sevdiğim bir daldı. Fakat boyutlar arası geçiş ile gizemli ev arasındaki bağlantı çok güçlü değildi. Gizemli evi boyutlar arası bir harita çıkartmak için kullandığını söylüyor ama ikna edici değildi. Boyutlar arası geçişin bir çeşit ritüel ile yapılabileceğine inandığım hâlde o gizemli evle bağlantısını ilişkilendiremedim.

Dizi ilginç ve güzeldi. Birbirinden farklı gibi görünen olayların ilişkisi biraz daha güçlü kurgulansaydı çok daha hoş olacaktı. Gizemli ev sayesinde harita oluşturduğunu söylüyor ama harita, çiçekler; çiçeğin yaprağını yiyince o boyuta gidebiliyorsun. Bu bir haritadan çok gideceğin boyutun kapısını açmak gibi bir şey. Saçma geldi bana; sanki işler şansa bırakılmış gibi. Aynı zamanda gizemli evde beklenen kurtarıcının kim olduğunu anlayamadım. İlk başta OA zannettim sonra diğeri çıktı.

Anlamsızlık bununla bitmiyor. İlk boyuttaki arkadaşlarının OA’ya yardım edeceği; yardımlarına ihtiyaç hissedildiği gösterildi. FBI gelmesi ve OA’nın yardıma ihtiyacı olduğunu söylemesi enteresan ve güçlü bir sahneydi. İlerleyen sahnelerde arkadaşlarının yardım eder görünüp gerçekte edip etmediklerini göremedim. Onlarda ritüelleri yapmasına rağmen diğer boyuta geçip geçmedikleri ya da OA’ya nasıl yardım ettikleri bilinmeyen olarak kaldı. Biraz daha net olmalarını beklerdim.

Diğer hayal kırıklığım ise 1. sezondaki etkileyici psikolojik gerilimi 2. sezonda çok fazla hissetmedim. İlk sezon çok bilinmeyenlerle dolu olduğu için merak uyandırdı. İkinci sezonda da çok bilinmeyenler olmasına rağmen; örneğin cadıların geçmiş hikayelerinden alıntılar yapması, medyumların işin içine az da olsa girmeleri. Ve gizemli evin penceresinden boyutlara bakılması ve kendisi hakkında hiçbir sır vermeyen gezginin ortaya çıkması merak uyandıran sahneler. Belki 3. sezon daha az bilinmeyenlerle daha çok heyecanla izlenecek bir sezon olur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Başarı Yalanı

İyi İnsan Olmak Üzerine Bir Deneme

Sızı